13 Temmuz 2016 Çarşamba
YAZDIK...ÇİZDİK...
YAZDIK... ÇİZDİK...
Ne çok felaket ,ne çok haksızlığa uğramışız meğer her ağızdan bir ses her klavyeden bir soylenmedir gidiyor
Peki ya tüm bunlar senin yaratımınsa ? En karanlık yayında senden çıkıyorsa? Herkes bi melekde hep acılar ,kötüenerjilere maruz kalıyor değil mi ? Sorsan herkes pozitif herkes iyi güzel ama haksızlığa ugruyor.
Kardesim sen yapma o zaman ... ötekilestirme
Çık o dualite çemberinden kötü enerji ne bi turlu anlamiyorum... enerji tek enerji enerjidir... çalıştırmazsan durağanlasır... akıtmadığın su durgun olur ne var bunda ...aç o enerjiyi olsun bitsin... Kendini görmeyi %100 tüm gerçekliğinle görmeyi secmis olsan neler olurdu?nasıl bir yaşamın olurdu?
Tüm bu gerçekliği yarattığını tek bir enerjininolduğunu anlamaya izin verseydin neler mümkün olurduyaşamda?Yaşamını nasıl değiştirirdi?
Hep kıymet verilmeyi beklemmemis olsaydın? O degere zaten sahip olduğunu farketmis olsaydın neler mumkun olurdu? Sürekli yargılamak ,tanımlamak kendini değerli mi hissettiriyor ? Tanımladığın herseyi kendi evreninde yarattığını ve dışında biraktığın hicbiseyin yaşamına giremeyeceğini farketmeye izin verseydin? Hergün söylemlerinizde lanetler mi yaratmayi secerdin?
Evrende ne enerji biter ne gelecek sen kendi bahcene bi kez olsun kontrolu bırakmayı denemeye var mısın?
Ya eğer hayallerinin de ötesinde bir yaşamı neşe içinde yaratabilmen mümkünse
Ya eğer bunu seçseydin?
Ya eğer bunu alıp kabul etmeye gönüllü olsaydın ?
Dur... genişle ..hisset...evreni..doğayı sınırlarını kaldır ve sonsuzluğunla barış... seç bugün ihtişam..mucize ve hayallerinin ötesinde algı ve zihninin ötesinde evrenlebir olmayıseç... sen sandığın beden değilsin....gücünüeline alsanneler mümkün hayat denen oyunu çocuk neşesi ile yaratmaya var mısın?
12 Temmuz 2016 Salı
11 Temmuz 2016 Pazartesi
NEŞELİ YARINLAR

IYI GECELER GECE... NESELI YARINLAR
bir anlığına sadece bir anlığına bir dileğim var
Pencereni aç ,yapabiliyorsan yattığın yerden bir yıldız seç kendine... sonra kalbini aç yıldıza ...o anda odenmemis faturalar.. hatirlanmamis yıldönümleri..kayınvalide bıdıbıdıları... senin icin yapılmamış olanlar ..senin yapamadıkların herseyi bir anlığına bırak ...kapa gözlerini ve tüm.enerjinle hisset bedenine yayıl büzüştüğün migdenden çık hisset tum hücrelerini ...genişleee ve odayı kapla... genişlee ve evi kapla... genişle ve şehri kapla... genişle ve ülkeyi kapla ..dünyayı kapla... genişle ve o seçtiğin yıldızı kapla... Bu gece bir anlığına sevgi ol... ve tüm evreni kapla... HATIRLA SONSUZ BIR VARLIK OLDUĞUNU ve tüm küskünlüklerini, kırgınlıklarını,kızgınlıklarının aslında sevgi ile kaplamadığın bir alan olduğunu hatırla... iste o an.. o sonsuz ruh ..o sen ...GÜCÜNÜ HATIRLA .. HAYATI NEŞE,KOLAYLIK VE IHTISAM ILE YARATMAK ICIN NELER MUMKUN ? Sonsuzluğunu hatırlamak nasıl olurdu? Bu oyunu hergece oynamaya var mısın? Hayat denen oyun neşe ve ihtişamdır benimle oynar mısın?
Keyif ve neşe icinde bir sabaha kadar tum yıldız tozları aydınlatsın gecenizi ...
1 Temmuz 2016 Cuma
NEDEN DÜNYADAYIM
(01.07.2016 Diva Dergisi 79. sayfa)
NEDEN DÜNYADAYIM?
Dön dolaş aynı hikâye…
Neden değişmedi benim kaderim?
Kaderim buysa çekerim…
Tüm bunlar bilinçaltımızın İNANÇ sistemini oluşturmaktadır. Oysa bu kısırdöngüyü kırıp çıkmamızı sağlayacak olan bir sistem mevcuttur. Hayatımızdan şikâyet ettiğimiz tüm döngüler, ruhumuzun farkındalığı arttırmak için ve içimizdeki yaranın iyileşebilmesi için yüce yaratıcı tarafından tasarlanmıştır.adına kader dediğimiz bir döngüsellikte yaşanmaktadır.Ancak kadere razı olmak diye bir tutum söz konusu olamaz. Kader denen yazgı içinde birçok dersler biriktirir. Bu tıpkı üniversitede bir bölüm seçmek gibidir . Üniversitede okuyacağımız süre girdiğimiz anda bellidir ve alabileceğimiz derslerde öyle. Tıpkı hayat okulunda olduğu gibi doğduğumuz anda yaşam döngümüzün ne zaman sona erebileceği bellidir ve öğrenmemiz gereken dersler geçmemiz gereken sınavlar yaşanması gereken döngüler de belirlenmiştir. Ancak üniversite eğitiminde nasıl ki üst sınıflardan ders alınabilinir, altta bırakılan ders nedeniyle defalarca aynı sınava girilebilir, arkadaşlarımız tatil yaparken yaz okuluna kalınabilirse hayat okulunda da aynı şeyler yaşanır. Kader tıpkı eli sopalı bir hoca gibi bize bir dersi anlatmak üzere habire aynı olayları yaşatabilir. Nasıl ki okulda zor bir ders için tüm gayretimizle çalışıp sınavları geçmek için çabalıyorsak, hayat okulunda da aynı sebatla dersi öğrenip bir üst sınıfa devam etmek gereklidir. Oysa biz çoğu zaman başımıza gelen olaylardan yakınır hatta bu yakınmaları bir yaşam ritüeli haline getirerek sürekli şikayetlerimizle yaşamaktan güzellikleri bile kaçırırız. Üstelik bu yakınmalar hiçbir zaman hayatımızı kolaylaştırmadığı gibi bir süre sonra tüm yaşam enerjimizi sömürmeye de başlayacak, çoğu kez bizi hasta edecektir biliriz. Yine de bunu yapmaktan kaçınmayız.
Bir okulda zor bir derse girdiğimizde öylece boynumuzu büküp oturup razıyı m mı diyoruz? Pek tabii ki hayır. Zor problemleri çözmek için pratikler geliştiriyor, anlamak için kafa yoruyor, uykusuz kalıyor ama sınavı geçiyoruz. Peki, aynı durum hayat okulunda başımıza geldiğinde niçin aynı sebatla çalışıp çabalamıyoruz.
Hayat okulunda başöğretmene dua edip, “rabbim sen beni bu sınavdan geçir “diyoruz da, derse hiç çalışmıyoruz.
Hayatta başımıza sürekli gelen olaylar ve “hep beni mi bulur” dediğimiz kısır döngüler öğrenemediğimiz derslerimizdir. Ve hocanın kapısında not diye yalvarmak yerine o dersi öğrenmemiz gereklidir. Bu yüzden bugün burada bedenlenmiş bulunmaktayız.
Durumlara biraz daha büyük pencereden bakmaya başladığımızda kısırdöngü prangalarından özgürleşiriz. Gerçeği görmek insanı önce düşünebileceğinizden çok daha fazla öfkelendirir. O öfkenin içinden geçmeyi becerebildiğimizde özgürleşiriz.
Özgürleştiğimiz her ders kendimize uyanmamızı ve kaderimizdeki ders yükü azaldıkça yaşamımızı yeniden şekillendirme imkânı sunacaktır. Bu yolu yürümek elimizde. Hayattaki zorluklardan sürekli şikâyet ederek harcadığımız enerjimizi bundan böyle sınavları geçmek için harcamalıyız. Hayat okulunda tembel ve yakınan öğrencilikten; yüzü gülen, kendine güveni olan kısma geçmek elimizde.
Terapistler ve farklı terapiler bu evrede evde alınan özel dersler ve yardımcı kitaplar klasmanında görevlerini her zaman sürdürmeye devam edecektir. Regresyon terapi; Access bars; biyoenerji uygulamaları bu hızlandırılmış kurslardan elbette sadece bazıları… Önemli olan sizin kısırdöngünüzü destekleyecek olan uygun özel dersinizi seçmek ve büyük resmi görüp aynı döngüden bir an önce çıkmaktır.
Bize verilen yaşamda bir gün sana ulaştığımızda tüm derslerimizi öğrenmiş ve gururla karnesini teslim almış bir tekâmül yolcusu olabilmek dileğiyle… farkındalığınızı arttıran haftalar dilerim…
TEKAMÜL YOLCULUĞU
TEKAMÜL YOLCULUĞU
Siz hiç dalından yeni kopmuş bir zeytin tanesini dişlediniz mi?
Acı sütü boğazınızı dağlar,
oysa taşla kırar ( hayattaki zorlayıcı nedenler),
sıcak suda bekletirsen (arınma)
dünyanın en faydalı en lezzetli haline dönüşür (olgun ruh)...
ya da atarsın çuvalların içine değirmen tasları arasında prese sokarsın ...çamura dönen eteniyle sana bambaşka bir iksir sunar...
DÖNÜŞÜR...
Her derde deva olan zeytin yağı ...
GERÇİ ZEYTİN YAĞDA ASİT ASİT (yoldaki ruh mu ego mu ayrımları )
ama eğer dalından tamda vakti geldiğinden ayırdıysan , fabrikada bekletmedi nefes aldırmadan sıktıysan dizyene döner asidi arttırmadan evrenin en muhteşem boğazını yakmayan kokusunda cennet gizli altın sarısına kavuştuysan (kamil insan ) ...
OL emrine uyduysan.... değmeyin yaşamın keyfine resmin tamanın farkındaysan ....
Bazen de ben bu yolda yokum der ( özgür seçim yasası) dalından toprağa düşer ve yeniden bedenlenmek üzere bir dahaki sonbaharda ağacına gübre olmayı seçer,bir zeytin danesi...(enkarnasyon )
Şimdi henüz dalda bir zeytinsen yap seçimini ...
YA toprağa düşene kadar dalda yaşa !?
YA DA iksir olmak için bırak dalı !!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





